
Kalpazankaya ismini bizans döneminde kalpazanların restaurantimizin hemen sahilindeki büyük kayanın üst kısmında bulunan kuyunun içinde kalp para basmalarından alır.
Daha önceleri rum sahibi tarafından kır kahvesi olarak işletilen bu yer, 1959
yılında dedem ismail bucak tarafından restaurant olarak işletilmeye başlamıştır.
Dedem küçük bir yer olan bu yeri günümüzdeki durumuna getirmek için çok fazla
emek ve insan gücü harcamış. Zorluklarla ulaşılabilinen hatta yolu bile olmayan
kalpazankaya'ya kendisi tarafından çalılıklar arasındaki yol genişletilerek
patika yol açtırılmış ve ardından elektriği olmayan bu yere masraflarının tamamı
kendisi tarafından karşılanarak elektrik ulaştırılmıştır. Belli bir donem adanın
bu kısmına yollar çok fazla dar olduğu icin faytonla ulaşılamıyormuş. Birkaç
sene sonra kendisinin çabalarıyla belediye tarafından yol genişletilmiş ve faytonla
ulaşılabilir olmuş.
Açıldığı ilk senelerde menüde sadece patates kızartması, patlıcan tava, muska
böreği., salata, tandır kebabı, şiş kebap ve köfte, içecek olarakta meşrubat
ve rakı, bira ve ev yapımı şarap bulunurmuş. İlk önceleri etleri ve meşrubatları
kuyunun içerisinde daha sonralarıda büyük buz kalıpları satın alarak yiyecek
ve içecekleri soğutmuşlar. 70'li yıllarda daha çok hippiler gelip çadır kurarlarmış
ve restaurantın etrafında kalırlarmış.
1978 yılında dedemin vefatından sonra babam erdoğan bucak işletmeyi devralmış.
Babam işin başına geçince belli başlı değişiklikler yaparak restaurantin şu
andaki ana hatlarını oluşturmuştur. Zamana ayak uydurularak sunulan menü ve
hizmet genişletilmiş ve şu anki kalpazankaya yaratılmıştır.
2002 yılında babam erdoğan bucak'ın vefatıyla ben ismail bucak restaurantın
işletmesini devralarak aile mirasını en iyi şekilde devam ettirmeye çalışmaktayım.